KARAGÖZ VE TÜRKÇE

HACİVAT: Karagöz’üm, iki gözüm nerdesin?

KARAGÖZ: Hay ağzı salyalım, burnu sümüklüm buradayım.

HACİVAT: Aaa Karagöz’üm, hiç öyle denir mi?

KARAGÖZ: Katıksız ekmek yenir mi?

HACİVAT: Hadi Karagöz’üm seninle biraz ekşın (action) yapalım.

KARAGÖZ: Bizim dereler çok taşkın gelemem.

HACİVAT: Öyle değil Karagöz’üm, yani biraz heyecan katalım, eğlenelim demek.

KARAGÖZ: Bende kalp var, heyecana gelemem.

HACİVAT: Bu öyle bir heyecan değil Karagöz’üm, seninle Need For Speed (Nid for sipid) yapalım.

KARAGÖZ: Bu saatte uyur bizim it, yarın yaparız.

HACİVAT: Karagöz’üm anlamadın galiba, bu bir araba yarışı oyunu. İçinde çok aksiyon ve atraksiyon var.

KARAGÖZ: Bizim Arap Bacı’nın da şu köşede pansiyonu var.

HACİVAT: Karagöz’üm artık devir internet devri. Artık modern beyler hanımlar internet dilini kullanırlar.

KARAGÖZ: Hacı cavcav sen ne yumurtluyorsun yine. Niye kendi dillerini arı mı sokmuş, Türkçe dillerine mi batıyormuş.

HACİVAT: Ooo Karagöz’üm, sen çağın gerisindesin hâlâ. İnsanlar prestijlerini arttırmak için İngilizce konuşurlar. Hem böyle daha sempatik olursun iki gözüm.

KARAGÖZ: Sentetik mi?

HACİVAT: Sentetik değil Karagöz, sempatik, yani sevimli…

KARAGÖZ: Ne olacak sempatik olunca.

HACİVAT: Globalleşen dünyada kendimize yer bulmamız gerekir Karagöz’üm.

KARAGÖZ: Bollaşan dünyada hepimize yer yok mu zaten, dili saçaklı.

HACİVAT: Öyle değil iki gözüm. Yani sınırların ortadan kalktığı, toplumların her anlamda birbirinden etkilendiği dünya demektir. Neyse Karagöz’üm, senin kafan karışmasın. Hadi seninle mega centerlere (sentırlara) gidelim, show roomları gezelim, tekno markıtları dolanalım. Bana laptop lazım, hanımın pisi (PC)sine de webcam alalım.

KARAGÖZ: hanımın pisiğine ne alalım?

HACİVAT: Pisik değil Karagöz’üm, Pisi (PC) yani bilgisayar. Vebkem de Türkçede nasıl söylerler, hah buldum bilgisayar kamerası.  Bizim hanım messengerde (mesıncır) arkadaşlarıyla çetleşecekmiş de.

KARAGÖZ: Zincirle çatlayacak mıymış?

HACİVAT: Hayır Karagöz’üm Messenger yani internetten webcam yardımıyla görüntülü konuşma programı. Onun için teknomarkete gitmemiz gerekiyor.

KARAGÖZ: Ne satıyorlar o bakkalda?

HACİVAT: Ne bakkalı Karagöz’üm. Bakkal mı kaldı artık.

KARAGÖZ: Niye bizim Hacı’nın bakkal yok mu?

HACİVAT: Karagöz, PC, webcam bakkaldan alınır mı?

KARAGÖZ: Alınmaz mı?

HACİVAT: Alınmaz Karagöz’üm. Mega centerlarda ya da tekno marketlerde bulunur bunlar.

KARAGÖZ: Ekmek teknesinde ekmek olur.

HACİVAT: Ekmek teknesi değil Karagöz’üm, tekno market.

KARAGÖZ: ha anladım tekneden market.

HACİVAT: Karagöz’üm, iki gözüm. Yani elektronik eşyaların, araç gereçlerin satıldığı alışveriş yerleri.

KARAGÖZ: Öyle desene hacı cavcav. Ne o öyle tekneydi, centırdı.

HACIVAT: Öyle söylenir de onun için Karagöz’üm. Ayrıca teknomarkette promosyon varmış.

KARAGÖZ: Teknede Osman mı varmış?

HACİVAT: Karagöz’üm ne Osmanı’ı, promosyon, promosyon… Yani indirim.

KARAGÖZ: Onu bunu boş ver Hacı cavcav, asıl indirimi ben sana göstereyim mi?

HACİVAT: Hadi ya, göstersene Karagöz’üm.

KARAGÖZ: Yaklaş hele Hacı cavcav (İşaret parmağıyla “gel gel” işareti yapar. Hacivat yanaşır.) Al sana indirim. (Hacıvat’a bir tokat vurur.) Şu da Karagöz’ün bindirimi. (Bir tokat daha vurur.)

HACİVAT: (Ah uh sesleri çıkararak sahneden çıkar)

KARAGÖZ: Dur Hacı cavcav, daha promosyonumuz vardı. Onu da al öyle git. Seni gidi, mum bacaklı, patlıcan suratlı seni. Seni gidi taş arabası seni. Yok modernlikmiş, yok globalleşmeymiş. Sen git onları muallebi çocuklarına sat. Seni gidi yarım akıllı, ebleh suratlı seni. Ben dilimden memnunum. Atalarımın mirası, geçmişimi geleceğime taşıyacak olan köprülerimi atacak, sırf başkalarına hoş görünmek uğruna binlerce yıldır atalarımın hüküm sürdüğü topraklarda yetişen, büyüyen kelimelerimi terk edeceğim öyle mi. Seni gidi modernlik budalası seni.  Seni gidi, ondan bundan kelime devşirip, Türk çocuğuna satan züppe seni. (Seyircilere dönerek) Görüyorsunuz değil mi, sevgili seyirciler. Hacı Cavcav gibi çevremizde ne kadar insan var hiç düşündünüz mü? Arkadaşına hoş görünmek, kendine kültürlü havası verebilmek için çoğu kez anlamını bile bilmediği yabancı kelimeleri  kullanmaktadırlar. Hele genel ağda kullanılan Türkçemsi dil. İnanın biz bu dile bir isim veremiyoruz. Gençlerin kendi aralarına çeşitli sohbet programlarında kullandıkları dil içler acısıdır. Ya ekonomik ve sosyal kaygılarla iş yerlerine, kendi ürettikleri ürünlere yabancı isimler veren iş yeri sahiplerine, yatırımcılarımıza ne demeli. Tamamı yerli üretim olduğu halde, sırf kalite ya da alanında marka olabilmek için ürünlerin çoğuna artık yabancı isim verildiğini ne yazık ki üzülerek görmekteyiz.

                Değerli arkadaşlar, dilimiz kimliğimizdir. Sebep ne olursa olsun kimliğimizden vazgeçmeyelim. Türkçe demek Türkiye demektir. Saygılarımızla

 

Yazan: Yaşar Vural

Yorum Yaz